Sosyal Medya

Sağlık

Uzmanından klima uyarısı: ‘Klima boyun fıtığı yapmaz, kas spazmına neden olabilir’

yazar

Yayınlayan

üzerinde

Türkiye genelinde etkisini sürdüren sıcak hava dalgasıyla birlikte klima kullanımı da artarken Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, klimanın boyun fıtığına neden olmadığına dikkat çekerek, yanlış kullanımın kas spazmı ve boyun tutulmasına yol açabileceğini söyledi.
Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle vatandaşlar serinlemek için evde, iş yerinde ve araçlarda klima kullanımını artırdı. Uzmanlar ise özellikle uzun süre doğrudan klimaya maruz kalmanın kas ve eklem sağlığını olumsuz etkileyebileceğini, ayrıca bakımı yapılmayan klimaların enfeksiyon riski oluşturabileceğini belirtiyor.

“Klimaların bakımı mutlaka yapılmalı”
İHA’ya konuşan Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, klima kullanılmadan önce periyodik bakımının yaptırılması gerektiğini belirterek, “Klimanın en büyük zararı, bakımının ihmal edilmesidir. Temizliği yapılmayan klimalarda biriken mikroorganizmalar ciddi enfeksiyonlara ve ağır akciğer hastalıklarına neden olabilir. Bu nedenle klima kullanılmaya başlanmadan önce mutlaka bakımının yaptırılması gerekiyor” dedi.

“Klima boyun fıtığı yapmaz”
Toplumda klimanın boyun fıtığına neden olduğuna ilişkin yanlış bir inanış bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Şen, “Klima boyun fıtığı yapmaz. Eğer kişide romatizmal bir hastalık varsa ya da terliyken klimaya maruz kalırsa, soğuğun etkisiyle kaslarda spazm oluşabilir. Bu da halk arasında boyun tutulması olarak bilinen ağrıya neden olur. Boyun fıtığında ise ağrı kürek kemiğinden başlayıp kola doğru yayılır. Kas spazmına bağlı ağrıda ise kişi boynunu çevirmekte ve hareket ettirmekte zorlanır, ağrı belirli bir noktada hissedilir” diye konuştu.

“Klima doğrudan vücuda üflememeli”
Klimaların doğru şekilde kullanılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Şen, “Sıcak havalarda klimasız yaşamak zor olabilir ancak klimanın hava akımı hiçbir zaman doğrudan kişinin üzerine gelmemeli. Klima yukarıya ya da yanlara doğru ayarlanmalı, doğrudan boyun ve sırt bölgesine üflememelidir. Böylece kas spazmı ve boyun tutulması gibi şikayetlerin önüne geçilebilir” ifadelerini kullandı.

Haberin Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Uzmanı klimalardan yayılan gizli tehlikeye karşı uyardı:

yazar

Yayınlayan

üzerinde

Yazan:

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Faysal Baysal, lejyoner hastalığına neden olan bakterinin klima sistemleri, su depoları, duş başlıkları ve sıcak su tesisatlarında çoğaldığını belirterek, “Merkezi iklimlendirme sistemlerini uzman ekiplere belirli aralıklarla kontrol ettirin” uyarısında bulundu.
Bunaltıcı sıcakların etkisiyle kapalı alanlarda yoğun şekilde kullanılan klimalar, halk arasında “klima zatürresi” olarak da bilinen lejyoner hastalığına davetiye çıkartabiliyor.
Medline Adana Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Faysal Baysal, bu hastalığın ihmal edilmesi halinde ölümcül sonuçlar dahi doğurabileceğini belirterek uyarı ve önerilerde bulundu.
Solunum yolu ile bulaşıyor
Baysal, lejyoner hastalığının Legionella adı verilen bakterinin neden olduğu bir akciğer enfeksiyonu olduğunu belirterek, “Bu bakteri genellikle klima sistemleri, su depoları, duş başlıkları ve sıcak su tesisatlarında uygun şartlar oluştuğunda çoğalır. Hastalık, bakteri içeren çok küçük su damlacıklarının solunmasıyla bulaşır. Toplumda yaygın olarak düşünülenin aksine kişiden kişiye bulaşmaz. Özellikle merkezi iklimlendirme sistemlerinin bulunduğu oteller, hastaneler, iş merkezleri ve büyük binalarda düzenli bakım yapılması bu nedenle büyük önem taşır. Lejyoner hastalığı herkeste görülebilse de bazı kişilerde daha ağır seyredebilir. İleri yaşta olanlar, sigara kullananlar, kronik akciğer hastalığı bulunanlar, diyabet hastaları, bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler ve kanser tedavisi gören kişiler risk grubunda yer alır. Hastalık yüksek ateş, öksürük, nefes darlığı, kas ağrıları, halsizlik ve bazen ishal gibi belirtilerle başlar. Enfeksiyonun belirtileri genellikle bakteriye maruz kalındıktan 2 ila 10 gün içinde ortaya çıkar. Özellikle yaz aylarında gelişen enfeksiyonlar, diğer zatürre türleriyle benzer belirtiler gösterdiği için tanı süreci dikkatli değerlendirme gerektirir. Teşhis konulan bireyler genelde hastaneye yatırılarak tedavi edilir ve tamamen iyileşmeleri 2-3 haftayı bulabilir” diye konuştu.
Erken tanı tedavinin başarısını artırıyor
Lejyoner hastalığının erken dönemde teşhis edildiğinde uygun antibiyotik tedavisiyle büyük oranda kontrol altına alınabildiğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Baysal, “Tanıda hastanın öyküsü, akciğer görüntülemesi ve gerekli görülen laboratuvar testleri yol göstericidir. Özellikle son günlerde otelde konaklama, merkezi klima kullanılan ortamlarda bulunma veya ortak su sistemlerinin yoğun olduğu alanlarda zaman geçirme öyküsü tanı açısından önemli ipuçları sağlar. Tedavinin gecikmesi ise özellikle risk grubundaki hastalarda ciddi solunum yetmezliğine ve yoğun bakım ihtiyacına yol açabilir” dedi.
Korunmanın en etkili yolunun düzenli bakım yaptırmaktan geçtiğini söyleyen Dr. Baysal, lejyoner hastalığına karşı önerilerde bulundu:
“Klima ve su sistemlerinin bakımlarını düzenli olarak yaptırın.
Filtreleri ve su haznelerini üretici önerilerine göre temizleyin veya değiştirin.
Uzun süre kullanılmayan klimaları çalıştırmadan önce temizletin.
Merkezi iklimlendirme sistemlerini uzman ekiplere belirli aralıklarla kontrol ettirin.
Kapalı alanların temiz havayla havalandırılmasını sağlayın, nem birikmesini önleyin.
Ateş, öksürük ve nefes darlığı gelişirse, özellikle risk grubundaysanız doktora başvurun.”

Haberin Devamını Oku

Sağlık

Toros Devlet Hastanesi Acil Servisi Yenileniyor: Hizmet Kalitesi Artırılacak

yazar

Yayınlayan

üzerinde

Yazan:

Mersin İl Sağlık Müdürü Mustafa Ekici, Toros Devlet Hastanesi Acil Servisinde hizmet kalitesini artırmak amacıyla gerçekleştirilecek genişletme, bakım ve onarım çalışmaları öncesinde incelemelerde bulundu.

Vatandaşlara sunulan acil sağlık hizmetlerinin kalitesini yükseltmek, fiziki kapasiteyi artırmak ve daha modern sağlık hizmeti sunmak amacıyla başlatılan proje kapsamında alanda incelemeler yapan Ekici, yürütülecek çalışmalar hakkında hastane yönetimi ile yüklenici firma yetkililerinden bilgi aldı.

Proje kapsamında acil servisin fiziki yapısının güçlendirilmesi ve hizmet kapasitesinin artırılmasının hedeflendiği belirtildi.

Yetkililer, yenileme çalışmaları süresince acil servis hizmetlerinin kesintisiz şekilde devam edeceğini, çalışmaların planlanan takvim doğrultusunda tamamlanmasının ardından yenilenen alanın vatandaşların hizmetine sunulacağını ifade etti.

Haberin Devamını Oku

Sağlık

Mersin’i Kavurucu Sıcaklar Bastı, Uzmanlar Uyardı: “2,5 Litre Su İçin, 10-16 Arası Dışarı Çıkmayın!”

yazar

Yayınlayan

üzerinde

Yazan:

Mersin’de etkisini artıran sıcak hava nedeniyle vatandaşlar serinlemek için sahilleri, plajları ve gölgelik alanları tercih ederken, uzmanlar uyarıda bulunmaya başladı. Uzmanlar, özellikle 65 yaş üzerindekiler, çocuklar, gebeler ve kronik hastalığı bulunanların güneşin dik geldiği saatlerde dışarı çıkmamasını, susama hissi olmasa bile gün içerisinde 2,5 litreye yakın su tüketmesini önerdi.

Yurt genelinde olduğu gibi Mersin’de etkisini sürdüren sıcak hava günlük yaşamı olumsuz etkiliyor.

Nemle birlikte bunaltıcı sıcaklardan korunmak isteyen vatandaşlar serinlemek için sahilleri ve plajları tercih ediyor. Bazı vatandaşlar ise parklar ile ağaç gölgelerinde vakit geçiriyor. Zorunlu olarak dışarı çıkanlar ise gölgelik alanları kullanarak sıcaktan korunmaya çalışıyor.

Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesiyle birlikte uzmanlar da vatandaşlara önemli uyarılarda bulunuyor.

MÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Caferi Tayyar Şaşmaz, aşırı sıcakların özellikle yaşlılar, çocuklar, gebeler ve kronik hastalığı bulunan kişiler için ciddi sağlık riski oluşturduğunu belirtti.

Vatandaşların mümkün olduğunca 10.00 ile 16.00 saatleri arasında dışarı çıkmaması gerektiğini ifade eden Şaşmaz, zorunlu durumlarda ise doğrudan güneş altında kalınmaması, şapka kullanılması ve pamuklu, bol kıyafetlerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi.

Yaklaşık 2,5 Litre Su Tüketilmesini Gerekiyor

Sıcak havalarda susama hissi olmasa bile gün içerisinde yaklaşık 2,5 litre su tüketilmesini öneren Şaşmaz, ağır ve yağlı yemekler yerine yoğurt, ayran, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmenin tercih edilmesini istedi.

Aşırı yorgunluk ve uykusuzluktan kaçınılmasının da sıcak havanın olumsuz etkilerini azaltacağını kaydetti.

Aşırı sıcakların özellikle risk grubundaki vatandaşlar için ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirten Prof. Dr. Şaşmaz, “Aşırı sıcaklar insanların vücut sıcaklığı üzerinde önemli etkiler, önemli sağlık sorunları oluşturabilir. Özellikle yaşlı insanlarda, gebelerde, 5-6 yaş çocuklarda, kronik hastalığı olanlarda sıcak havalar daha fazla sağlık sorunu oluşturabilir. Vücudun kendi kendini soğutma, kendi sıcaklığını dengeleme fizyolojik özelliği vardır ama bazen sıcaklar fazla olduğu zaman vücut kendini yeterince soğutamaz ve ‘sıcak çarpması’ denen bir sorun ortaya çıkabilir. Bu, vücudun artık kendini soğutamadığı ve vücut sıcaklığının 40 dereceyi aştığı, birtakım nörolojik sorunların, bilinç bulanıklığı gibi sorunların ortaya çıktığı bir durumdur” ifadelerine yer verdi.

“Sıcak Çarpmasında Koltuk Altlarına Temiz Bez İle Soğuk Uygulama Yapmak Lazım”

Sıcak çarpması durumunda vakit kaybetmeden doğru müdahalenin yapılmasının büyük önem taşıdığının altını çizen Şaşmaz, “Böyle bir durumla karşılaşırsak tabii ki hemen bu kişinin gölge bir alana alınması lazım. Vücut sıcaklığının düşürülmeye çalışılması lazım. Özellikle bunun için koltuk altlarına temiz bez ile soğuk uygulama yapmak lazım. Tabii ki böyle bir durumda hemen 112 Acil Servis’i çağırmak lazım” dedi.

Yaz aylarında günlük yaşam alışkanlıklarının da gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Şaşmaz, “Aşırılıklardan kaçınsınlar. Yani aşırı beslenme, aşırı yorgunluk. Bundan kaçınsınlar. Öncelikle uyku kalitelerine dikkat etsinler, uykusuz kalmasınlar. Gün içinde su içme istekleri olmasa da belli aralıklarla toplam 2 veya 2,5 litre su tüketsinler. Ağır yemeklerden kaçınsınlar. Daha sulu ve süt ürünleri içeren besinler tüketebilirler. Yoğurt, ayran tüketimi önemlidir, sebze, meyve tüketimi önemlidir” diye konuştu.

Risk Grubundakilere 10.00-16.00 Uyarısı

Günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkılmaması gerektiğini vurgulayan Şaşmaz, “Mümkünse saat 10.00 ila 16.00 arasında dışarıda bulunmasınlar. Özellikle riskli grupta olanlar, 65 yaşın üzerinde olanlar, 5-6 yaş çocuklar, gebeler, kronik hastalığı olanlar (hipertansiyon, diyabet ve benzeri gibi kronik hastalığı olanlar) çok daha fazla dikkat etsinler. Sıcak havalarda dışarıda doğrudan güneşe temas etmesinler. Eğer illaki dışarı çıkmaları gerekiyorsa muhakkak kendilerini güneşten koruyacak bir şapka giysinler. Bol elbiseler giysinler. Böyle sıkı, vücudu saran elbiseler değil, pamuklu, rahat giyilen, vücudu kaplayan bol elbiseler giysinler” diyerek bilgilendirdi.

Haberin Devamını Oku

Trendler